rıza's profilefalan filan ...PhotosBlogLists Tools Help

falan filan ( riza.81@hotmail.com )

Kendimden kopmuş neyleyim, Acımaz ki benim bedenim...Yaratmak dert değil tanrı için...

rıza seyri

Location
yormadan yorulamdan kimseye dokunmadan duymadan konusmadan
kendi dünyamda yasarım ben
dilim acıtır konusursam
sehrim uymaz boşluğuna
elim gitmez sevmezsem
kelepçe takmam boşu busuna
manzaraya daldım ses çıkarma
gerçek can sıkar beni uyandırma
ben böyle güzelim falan filan
ben burda güzelim falan filan
kırmadan kırılmadan
kimseye aldırmadan
duymadan konusmadan
kendi dünyamda yasarım ben
dilim acıtır konusursam
fikrim uymaz yanlışına
üzer seni söylersem hiç takılma
boşu boşuna manzaraya daldım
ses çıkarma gercek can sıkar
beni uyandırma ben böyle güzelim
falan filan
ben burda güzelim
falan falan

Google Flash Earth Zoom

Loading...

Custom HTML

No content has been added yet.
Photo 1 of 42

The Daily Puppy

Loading...

LabPixies Clock

Loading...

Calendar

Loading...

Dog

Loading...

Windows Media Player

Video

 

Video

 

Video

 

Video

 
December 02

İSTİKLAL MARŞIMIZ VE KABULÜ

İSTİKLAL MARŞIMIZ VE KABULÜ
 
 

İstiklâl Marşı, Türkiye Cumhuriyeti Devleti'nin Milli marşıdır. Marşın sözlerini Mehmet Akif ERSOY yazmış, bestesini Zeki ÜNGÖR yapmıştır.

Türk Kurtuluş Savaşı'nın en çetin döneminde, bir millî marşa duyulan gereksinmeyi göz önüne alan Milli Eğitim Bakanlığı, 1921yılında bunun için bir şiir yarışması düzenledi. Yarışmaya 724 şiir gönderildi. Kazanacak şiire para ödülü konduğu için başlangıçta Mehmet Akif katılmak istemedi. Ama millî eğitim bakanı Hamdullah Suphi'nin (TANRIÖVER) ısrarı üzerine, ödülsüz olmak şartıyla o da şiirini gönderdi.

Yapılan seçim sonunda, Mehmet Akif'in 20 Şubat 1921'de yazdığı "Kahraman Ordumuza" sungusunu taşıyan şiiri 12 Mart 1921 günü büyük çoğunlukla TBMM'nce İstiklâl Marşı kabul edildi. Aynı yıl bir de beste yarışması açıldı, ama kesin bir sonuç alınamadı. Bunun üzerine Millî Eğitim Bakanlığı'nca Ali Rıfat ÇAĞATAY’ın (1867–1935) bestesi uygun görülerek okullara duyuruldu. 1924'ten 1930'a kadar marş bu beste ile çalındı. O yıl bunun yerini, Cumhurbaşkanlığı Orkestrası şefi Zeki ÜNGÖR'ün 1922'de hazırladığı bugünkü beste aldı.

Mehmet Akif Ersoy, İstiklâl Marşı'nda, Kurtuluş Savaşı'nın kazanılacağına olan inancını, Türk askerinin yürekliliğine ve özverisine güvenini, Türk ulusunun bağımsızlığa, hakka, yurduna ve dinine bağlılığını dile getirir. Şiirin bütünü, dörtlükler halinde yazılmış kırk bir dizedir. Sonuncu bölük beş dize.
 

 

İstiklal Marşı

Korkma, sönmez bu şafaklarda yüzen al sancak;
Sönmeden yurdumun üstünde tüten en son ocak.
O benim milletimin yıldızıdır, parlayacak;
O benimdir, o benim milletimindir ancak.

Çatma, kurban olayım, çehreni ey nazlı hilâl!
Kahraman ırkıma bir gül! Ne bu şiddet, bu celâl?
Sana olmaz dökülen kanlarımız sonra helâl...
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl!

Ben ezelden beridir hür yaşadım, hür yaşarım.
Hangi çılgın bana zincir vuracakmış? Şaşarım!
Kükremiş sel gibiyim, bendimi çiğner, aşarım.
Yırtarım dağları, enginlere sığmam, taşarım.

Garbın afakını sarmışsa çelik zırhlı duvar,
Benim iman dolu göğsüm gibi serhaddım var.
Ulusun, korkma! Nasıl böyle bir imanı boğar,
“Medeniyet!” dediğin tek dişi kalmış canavar?

Arkadaş! Yurduma alçakları uğratma, sakın.
Siper et gövdeni, dursun bu hayâsızca akın.
Doğacaktır sana va’dettiği günler Hakk’ın...
Kim bilir, belki yarın, belki yarından da yakın.

Bastığın yerleri “toprak!” diyerek geçme, tanı:
Düşün altındaki binlerce kefensiz yatanı.
Sen şehit oğlusun, incitme, yazıktır, atanı:
Verme, dünyaları alsan da, bu cennet vatanı.

Kim bu cennet vatanın uğruna olmaz ki feda?
Şüheda fışkıracak toprağı sıksan, şüheda!
Canı, cananı, bütün varımı alsın da Huda,
Etmesin tek vatanımdan beni dünyada cüda.

Ruhumun senden, İlâhî, şudur ancak emeli:
Değmesin mabedimin göğsüne namahrem eli.
Bu ezanlar ki şahadetleri dinin temeli-
Ebedî yurdumun üstünde benim inlemeli.

O zaman vecd ile bin secde eder-varsa-taşım,
Her cerihamdan, ilâhî, boşanıp kanlı yaşım,
Fışkırır ruh-ı mücerret gibi yerden naşım;
O zaman yükselerek arşa değer belki başım.

Dalgalan sen de şafaklar gibi ey şanlı hilâl!
Olsun artık dökülen kanlarımın hepsi helâl.
Ebediyen sana yok, ırkıma yok izmihlâl:
Hakkıdır, hür yaşamış, bayrağımın hürriyet;
Hakkıdır, Hakk’a tapan, milletimin istiklâl

İstiklal Marşı

Mehmet Akif ERSOY

August 31

Eşi bitkisel hayata giren bir erkegin mektubu..

Eşi bitkisel hayata giren bir erkegin mektubu..

 

Sonsuz Sevgiyle..

Seni ezberlemeye çalışıyorum..

Kendini bana bırak, senden alabileceğim hiç bir şey yok, hele senin haberin olmadan asla.. Gözlerine dokunmak için ne kadar uzun zamandır bekliyorum, biliyor musun? Ya saçlarını koklamak için. Yasemin gibi kokuyorlar... Belki de daha güzel. "Böyle kokmayı nasıl başarıyorsun?" derdim hep, sen de bana, "Sen koklamayı biliyorsun derdin"..

 

Siyah saçların, yeşil çayırlarları anımsatan göz bebeklerinle buluşunca, ne kadar romantik duruyorlar..Öyle ezberlemek istiyorum ki seni, unutmak denen şey bile kıskansın. Kirpiklerine baktıkça rimel olup bulaşmak geliyor içimden. Bir fırça kadar bile şanslı bulmuyorum kendimi. Ya da bir çorap kadar, bir ruj olmak bile düşmüyor payıma. Dudaklarına yaslanmak ne güzel olurdu. Ne güzel olurdu onlara pervasızca dokunmak...

Seni ezberlemek istiyorum.

 

Ellerinde kimsede olmayan bir hüzün var, yüzünde yaşayan her

duygu ellerine de bulaşmış sanki, incinmekten hiç korkmazdın sen.. Ojelerin silinmiş, yarın onları yeniden süreceğim. Kırçiçeklerini çok seversin, sana tazelerini toplamalıyım...Daha çok şey var söylemek istediğim, ama dilime mühür vurdum sen konuş deyinceye kadar. Sadece yüreğimle konuşuyorum. Sadece yüreğimle...

Bilmem ki kitap okumamı ister misin? En sevdiğin şey, boleroyu dinlerken kitap okumaktı...

 

Küpelerini çıkarmışlar, aradım ama komedin de değiller, yüzüğünde yok, yer yarıldı içine girdi sanki. Oysa ne kadar sevinmiştin sana evlenme teklif ettiğim o akşam, hiç çıkarmayacağına da söz vermiştin.

Sana sitem etmiyorum. Bırak hiç değilse kendimle konuşayım.. Sen beni yokmuş say..

Ne tuhaf, o kadar güzel görünüyorsun ki, sanki başka bir yerdeymişiz hissine kapılıyorum.. Beni azarlamak için neler vermezdin şimdi... Keşke azarlasan. Gözlerini çevire çevire bakıp "Gene mi alışverişi eksik yaptın" demeni ne kadar sevdiğimi bilmiyorsun. Ya da ne zaman futbol seyretsem, yüzünde beliren kıskanç ifadeye ne kadar hayran olduğumu. Sana ait bir eşya gibi yanından hiç ayrılmasam ne kadar sevinirdin kim bilir. Çok tatlısın..çok...

 

İş çıkışı yine geleceğim.Daha ne kadar idare ederler ki...Neyse sen bos ver bunları. Keşke hiçbir sorumluluğum olmasaydı, her saniyeyi seninle geçirmek çok keyifli olurdu. Ama işteyken hep seni hayal edeceğim bunu bil.Tatlı tatlı sarkı söyleyişini, yaramaz çocuklar gibi gizlice çaldığın ıslıkları, kızdığında söylediğim muzur sözleri...

 

Ayakların daha sıcak şimdi.Yastığını da düzelttik mi tamam... Burnundan öpmek istiyorum seni, ne kadar zarif bir duruşu var, hiç bu kadar düzgün olduğunu fark etmemiştim. Garip, şu son birkaç aydır, seninle ilgili neler kaçırdığımı daha iyi anlıyorum. Hemşire gelmek üzeredir canımın içi, birazdan annemler de gelecek, beni merak etme, ben seninim, hep senindim zaten. Sesimi duyduğunu düşünüyorum. Gözlerin kapalı olsa da gördüğünü...Ellerin ezberlediklerini anımsıyor olmalı...

 

Karanlıktan korkmana gerek yok. Işık hep yanık kalacak. Doktorlar bu gün olmasa da, bir gün komadan çıkabileceğini söylüyor. Onlar seni tanımıyorlar ki.. Ne kadar inatçı olduğunu, birbirimizi ne kadar sevdiğimizi, bir ay sonra kutlayacağımız evlilik yıldönümünü bilmiyorlar. Onlara da hak vermeliyiz. Burnundan öpüldün,

dudaklarına değmeye kıyamadım yine

April 18

ŞİİR

BİR UMUT

Ne dil yeter seni anlatmaya,
Ne göz kıyar sana bakmaya,
Ne ellerim dayanır sana dokunmaya,
Ne kollarım uzanır seni sarmaya
Hiç ömür yeter mi?
Bir sen daha bulmaya bitanesi...

Bir nasihat: Kendine dikkat et.
Bir rica: Sakın değisme!
Bir Dilek : Beni unutma.
Bir Yalan : Seni hiç sevmiyorum.
Bir Gercek : Seni çok özlüyorum.

Gecenin karanlığında, güneşin ışığında,
Suyun damlasında, selin coşkusunda
Kimi yanımdasın kimi rüyamda
Ama hep aklımdasın sakın unutma......

 

OYSA........

 

Eski bir sevda hakkında ne yazıla bilir ki
‘‘Çok sevmiştim’’ le başlayan
‘‘Ama maalesef olmadı’’ yla biten
Ve kendini yiyip bitiren
Birkaç cümle dışında

Gözlerine bakıp da söyleyeceklerim vardı oysa
Yüreğine dokunup da hissettirmek istediklerim
Nefes alışımdan anlayabileceğini düşündüklerim.

Bulutların toplanmasını beklemeden yağmur yağdı bizde
Fena yakalandık
Feci ıslandık
Ve sonrasında gökkuşağı göremeyeceğimiz kadar küçüktü
Ya da gözlerimiz görmeyecek kadar kördü
Habersiz kaldık

Kürek çekmeye çalıştık akıntıya
Ve destek olduk akıntıya gözyaşlarımızla
Oluruz sandık
Oysa çok hamdık
Sığarız zannettik bir çift yüreğe
Daha o ateşte yanmadan

Yapamadık, olmadı
Bir yüreği paylaşıyorum şimdi kendimle
Ve bir şeyler yazmaya çalışıyorum sevdiğime
‘‘Çok sevdim’’le başlayıp
‘‘Ama maalesef olmadı’’yla biten cümleler dışında

Özür dilerim
‘‘Gitme’’ler sessiz çıktığı için ağzımdan
‘‘Yalvarırım’’larımın yüreğime saplanmasından dolayı
Oysa bu
Tahmin ettiğinden daha büyük keder
Tarifsiz bir acıydı

 

October 17

VATAN SANA CANIM FEDA VATAN SANA CANIM FEDA

  
October 02

NE MUTLU TÜRKÜM DİYENE

MEVZU BAHİS VATAN İSE GERİSİ TEFERRUATTIR

OKUMADAN GEÇMEYİN GERÇEK BİR HAYAT DERSİ

SEDEF ÇİÇEĞİ

Mahkeme salonunda, seksenlerindeki yaşlı çiftin durumu içler acısıydı.
       Adam inatçı bakışlarla suskun, Nine'nin ağlamaktan iyice
çukurlaşmış
       gözleri ve keskin çizgileriyle bıkkın bakışları süzüyordu
etrafını...Ve
Hakimin
       tokmak sesiyle sustu uğultu ve tok sesiyle, sözü yaşlı kadına
verdi,
hakim...
      "Anlat teyze neden boşanmak istiyorsun...?"

       Yaşlı kadın derin bir nefes çektikten sonra baş örtüsüyle
ağzını
aralayıp,    kısılmış sesiyle konuşmaya başladı...

       "Bu herif yetti gari, 50 yıldır bezdirdi hayattan..."

       Sonra uzunca bir sessizlik hakim oldu mahkeme salonunda...
Sessizlik
bu
tür haberleri her gün manşet yapan gazetecilerden   birinin flaşıyla
bozuldu,
kim bilir nasıl bir manşet atacaklardı, yaşanmış 50 yılın ardından...
       Çok sayıda gazeteci izliyordu davayı, kadın neler
diyecekti..Herkes
onu
dinliyordu.. Yaşlı kadının gözleri doldu...Ve devam etti...

        "Bizim bir sedef çiçeği vardı, çok sevdiğim...O bilmez...50
yıl
önceydi.. O çiçeği bana verdiği çiçeklerin arasından kopardığım
bir
yaprağı
tohumlamıştım, öyle    büyüttüm..Yavrumuz olmadı, onları yavrum
bildim...Bir
süre sonra çiçek
       kurumaya başladı. O zaman adak adadım... Her gece güneş
açmadan önce
bir
tas suyla suluysam onu diye...İyi gelirmiş dedilerdi...50 yıl oldu,
bu herif
bir
gece kalkıp bir kere de bu çiçeği ben sulayım      demedi... Taki
geçen
geceye
kadar...o gece takatim kesilmiş..uyuyakalmışım...Ben böyle bir adamla
50 yıl
geçirdim... Hayatımı,      umudumu her şeyimi verdim...Ondan hiçbir şey
göremedim..Bir kerecik olsun, benim bildiğim görevlerden birisini
yapmasını
bekledim.... Onsuz daha iyiyim, yemin ederim."

        Hakim, yaşlı adama dönerek ;

       "Diyeceğin bir şey var mı baba" dedi.

       Yaşlı adam bastonla zor yürüdüğü kürsüye, o ana kadar
suçlanmış
olmanın
utangaçlığını hissettiren yüz ifadesiyle hakime yöneldi.

       "Askerliğimi, reisicumhur köşkünde bahçevan olarak yaptım, o
bahçenin
görkemli görünümüyle büyümesi için emeklerimi   verdim... Fadimemi de
orada
tanıdım...Sedefleri de... Ona en güzel çiçeklerden buketler verdim...O
çiçeklerle doludur   bahçesi...Kokusuna taptığım perişan eder
yüreğimi...İlk
Evlendiğimiz günlerin birinde boyun ağrısından onu hekime
götürdüm...
Hekim
çok uzun süre uyanmadan yatarsa boynundaki kireç sertleşir, kötüleşir
dedi..Her
gece uykusunu bölüp, uyansın, gezinsin   dedi... Hekimi pek
dinlemedi, bizim
hatun...lafım gedmedi... O günlerde tesadüf  bu çiçek
kurudu...Ben ona
gece
sularsan geçer dedim..Adak dilettim...Her gece onu uyandırdım. Ve onu
seyrettim... O sevdiğim kadının     yavrusu bildiği çiçekleri sularken
seyrettim...Her gece o çiçek ben oldum...Sanki...Ona bu yüzden
tapabilirdim..."
dedi adam o   yaştaki bir adamdan beklenmeyecek ifadelerle...

       "Her gece O yattıktan sonra uyandım... Saksıdaki suyu
boşalttım...
Sedef
gece sulanmayı sevmez, hakim bey..Geçen gece de...     Yaşlılık.. Ben
de
uyanamadım.. Uyandıramadım...Çiçek susuz kalırdı amma , kadınımın
boynu yine
azabilirdi... Suçlandım..Sesimi   çıkartamadım..."
       O an Mahkeme salonunda her şey sustu
    

 

 

                                 ATATÜRK'ÜN TÜRKLÜK ÜZERİNE SÖZLERİ  

  

--"Ben her seyden önce bir Türk milliyetçisiyim. Böyle doğdum. Böyle öleceğim. Türk birliğinin, bir gün hakikat olacagina inancim vardir. Ben görmesem bile, gözlerimi dünyaya onun rüyalari içinde kapayacağim. Türk birligine inaniyorum, onu görüyorum. Yarinin tarihi, yeni fasillarini Türk birliğiyle açacaktir. Dünya sükununu bu fasillar içinde bulacaktir. Türk'ün varligi bu köhne aleme yeni ufuklar açacak, günes ne demek, ufuk ne demek, o zaman görülecek." Atatürk
TÜRK KIMDIR?

--"Bu memleket, dünyanin beklemedigi, asla ümit etmedigi bir müstesna mevcudiyetin yüksek tecellisine, yüksek sahne oldu. Bu sahne 7 bin senelik, en asagi bir Türk besigidir. Besik tabiatin rüzgarlariyla sallandi. Besigin içindeki çocuk tabiatin yagmurlariyla yikandi. O çocuk tabiatin simseklerinden, yildirimlarindan, kasirgalarindan evvela, korkar gibi oldu; sonra onlara alisti; onlari tabiatin babasi tanidi onlarin oglu oldu. Bir gün o tabiat çocugu tabiat oldu; simsek, yildirim, günes oldu; Türk oldu. Türk budur. Yildirimdir. Kasirgadir, dünyayi aydinlatan günestir. " Atatürk

--"Tanri nasip eder, ömrüm vefa ederse; Musul, Kerkük ve Adalari geri alacagim. Selanik de dahil Bati Trakya'yi Türkiye hudutlari içine katacagim ! Atatürk

--"Istanbul'da çikan bir gazeteyi Kasgar'da ki Türk de anlayacaktir." Atatürk

--"Türkiye Türklerindir." Atatürk

--"Kanini tasiyandan baskasina inanma!" Atatürk

--"Dünya yüzünde, Türkten daha büyük,ondan daha eski, ondan daha temiz bir millet yoktur ve bütün insanlik tarihinde görülmemistir." Atatürk

--"Birgün, ressamlar Türk'ün simasini kaybederlerse, yildirimi alsinlar, yapiversinler." Atatürk

--""Milli benligini bulamayan milletler baska milletlerin avi olacaklardir." Atatürk

--"Türk'lerin yasadiklari her yer misak-i milli hudutlari içindedir." Atatürk

--"Hayattaki yegane üstünlügüm, Türk dogmaktir! Muhterem milletime sunu tavsiye ederim ki; sinesinde yetistirerek basinin üstüne kadar çikaracagi adamlarin kanindaki, vicdanindaki cevher-i asli'yi çok iyi tahlil etmek dikkatinden bir an feragat etmesin." Atatürk

--"Biz dogrudan dogruya millet severiz ve Türk milliyetçisiyiz. Cumhuriyetimizin dayanagi Türk toplulugudur. Bu toplulugun fertleri ne kadar Türk kültürüyle dolu olursa, o topluluga dayanan cumhuriyet de o kadar kuvvetli olur." Atatürk

--"Beni olaganüstü bir kisi olarak yorumlamayiniz. Dogusumdaki tek olaganüstülük Türk olarak dünyaya gelmemdir." Atatürk

--"Türk budur: Yildirimdir, kasirgadir, dünyayi aydinlatan günestir." Atatürk

--"Eger bende bazi fevkaladelikler görüyör, buluyorsaniz bunlari sadece ve yanliz Türk olmama, Türklügüme baglayiniz." Atatürk

--""Ülkeniz sizindir, Türklerindir. Bu ülke, tarihte Türk tü bugün de Türk tür ve sonsuza dek Türk olarak yasayakcaktir." Atatürk

--"Yetisecek çocuklarimiza ve gençlerimize, görecekleri tahsilin hududu ne olursa olsun, en evvel, herseyden evvel Türkiye'nin istikbaline, kendi benligine, millî an'anelerine düsman olan bütün unsurlarla mücadele etmek lüzumu ögretilmelidir." Atatürk

--"Türk aydinlarinin kendi kendisini bilmemesinden ve baska milletlerde su veya bu sebeple üstünlük oldugunu sanarak, kendini onlardan asagi görmesinden dogmaktadir. Bu yanlis görüse son vermek için Türklügümüzü bütün asaleti ve tarihi ile tanimak ve tanitmak sarttir." Atatürk

--"Türkiye bir maymun degildir ve hiç bir milleti de taklit etmeyecektir. Türkiye ne Amerikanlasacak, ne de Batililasacaktir; o sadece özlesecektir." Atatürk

--""Yüksek Türk! Senin için yüksekligin hududu yoktur. Iste parola budur." Atatürk

--"Türk çocugu ecdadini tanidikça daha büyük isler yapmak için kendinde kuvvet bulacaktir." Atatürk

--"Tas kirilir, Tunç erir, ama Türklük ebedidir" Atatürk

--"Türk aleminin en büyük düsmani komünizmdir. Her görüldügü yerde ezilmelidir." Atatürk

--"Milliyetin çok belirgin niteliklerinden biri de dildir. Türk milletindenim diyen insan, her seyden önce ve kesinlikle Türkçe konusmalidir. Türkçe konusmayan bir insan Türk kültürüne, topluguna bagliligini iddia ederse buna inanmak dogru olmaz." Atatürk

--"Millet sevgisi kadar büyük sevgi yoktur. Kurtulus Savasi'nda benim de milletime ettigim birtakim hizmetler olmustur zannederim. Fakat, bunlardan, hiçbirini kendime maletmedim. Yapilanin hepsi milletin eseridir dedim. Aranacak olursa dogrusu da budur. Mazide sayisiz medeniyet kurmus bir irkin ve milletin çocuklari oldugumuzu ispat etmek için, yapmamiz lazim gelen seylerin hepsini yaptigimizi ileri süremeyiz. Bugüne ve yarina birakilmis daha birçok büyük islerimiz vardir. Ilmi arastirmalar da bunlar arasindadir. Benim arkadaslarima tavsiyem sudur: Sahsiniz için degil fakat mensup oldugumuz millet için elbirligi ile çalisalim. Çalismalarin en büyügü budur." Atatürk

--"Büyük devletler kuran ecdadimiz, büyük ve sümullü medeniyetlere de sahip olmustur. Bunu aramak, tetkik etmek, Türklüge ve cihana bildirmek bizler için bir borçtur." Atatürk

--"Asla süphem yoktur ki, Türklügün unutulmus büyük medeni özelligi ve büyük medeni kabiliyeti bundan sonraki gelismesi ile gelecegin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir günes gibi dogacaktir." Atatürk

--"Yeni Türk yazisi, Türk'ün yaradilistan gelen zeka ve kabiliyetini gelistirebileceginden yeni yazimizi tarlalarinda çalisan çiftçilerimize, sürüleri basinda daglarda dolasan çobanlarimiza kadar en az bir zamanda yaymaya çalismak hepimizin vicdan ve milli haysiyet borcudur." Atatürk

--"Kanini tasiyandan baskasina inanma!" Atatürk

--"Milletleri yükselten bu hususa bir amil daha ilave edelim; Milletlerin kalbinde intikam hissi olmali. Bu alelade bir intikam degil, hayatina, istikbaline, refahina düsman olanlarin zararlarini dermeyi hedef tutan bir intikamdir." Atatürk

--"Bütün dünya bilmeli ki; karsimizda böyle bir düsman oldukça onu affetmek elimizden gelmez ve gelmeyecektir. Düsmana merhamet, aciz ve zaaftir; bu insaniyet göstermek degil, insanlik hassasinin yok oldugunu ilan eylemektir." Atatürk

--""Yurttaslarim! Az zamanda çok ve büyük isler yaptik. Bu islerin en büyügü, temeli Türk kahramanligi ve yüksek Türk kültürü olan Türkiye Cumhuriyeti'dir." Atatürk

--"Türk Milletinin karakteri yüksektir, Türk Milleti çaliskandir, Türk Milleti zekidir." Atatürk

--"Su anda, büyük Türk Milletinin bir ferdi olarak, bu kutlu güne kavusmanin, en derin sevinci ve heyacani içindeyim." Atatürk

--"Türk, Türk oldugu için asildir. çogumuz, büyük babamizin babasini hatirlamayiz. Bütün soy gururumuzu, Türk olmanin içinde buluruz." Atatürk

--"Türklük, benim en derin güven kaynagim, en engin övünç dayanagimdir" Atatürk

--" Mensup oldugum Türk milletinin san ve serefi varsa, benim de bir ferdi olmak sifatiyla sanim ve serefim vardir." Atatürk

--"Türk Milleti yüzyillardan beri hür ve müstakil yasamis ve istiklâli yasamak için sart saymis bir kavmin kahraman evlatlarindan ibarettir. Bu millet istiklalsiz yasamamistir, yasayamaz ve yasamayacaktir." Atatürk

Onuncu Yil Nutku'ndan


--"Az zamanda çok büyük isler yaptik. Bu islerin en büyügü, temeli Türk kahramanligi ve yüksek Türk kültürü olan, Türkiye Cumhuriyetidir." Atatürk

--""Bundaki muvaffakiyeti Türk milletinin ve onun degerli ordusunun bir ve beraber olarak azimkârane yürümesine borçluyuz." Atatürk

--"Türk milletinin karakteri yüksektir. Türk milleti çaliskandir, Türk milleti zekidir. Çünkü Türk milleti milli birlik ve beraberlikle güçlükleri yenmesini bilmistir. Ve çünkü, Türk milletinin yürümekte oldugu terakki ve medeniyet yolunda, elinde ve kafasinda tuttugu mesale, müspet ilimdir." Atatürk

--"Asla süphem yoktur ki, Türklügün unutulmus medeni vasfi ve büyük medeni kabiliyeti, bundan sonraki inkisafi ile âtinin yüksek medeniyet ufkunda yeni bir günes gibi dogacaktir. " Atatürk

--"Bana, insanlar üstünde bir dogus yüklemeye kalkismayiniz. Dogusumdaki tek olaganüstülük, Türk olarak dünyaya gelmemdir." Atatürk

--"Türklük, benim en derin güven kaynagim, en engin övünç dayanagimdir." Atatürk

--"Ulusal varligimiza düsman olanlarla dost olmayalim. Böylelerine karsi...'Türk'üm ve düsmanim sana, kalsam da bir kisi!' diyelim." Atatürk

--""Evvela, millete tarihini, asil bir millete mensup bulundugunu, bütün medeniyetlerin anasi olan ileri bir milletin çocuklari oldugunu göstermeliyiz." Atatürk

--"TÜRK çetin isler basarmak için yaratilmistir!" Atatürk

--"Muhtaç oldugun kudret damarlarindaki ASIL kanda mevcuttur!" Atatürk

--"Bir Türk, cihana bedeldir!" Atatürk